Ha
“Gezi Parkı Direnişi” ve öğrettikleri..

Haber, herkesin, güvenli ya da güvensiz sahalardaki herkesin gündemine o klişe tabirle “bomba gibi düştü”. Polis, parkına sahip çıkan, orada yatıp kalkan, sesini çıkaran yüzlerce insanı, sabahın köründe çadırlarını yıkmak, zor kullanmak, biber gazı sıkmak suretiyle dağıtmaya çalıştı. Yani polis bildiğini yaptı ama insanlar yılmadı.
Sonrası zaten malum. Türkiye baskıya ve dayatmalara daha fazla tahammül edemeyeceğini nihayet gösterdi; nihayet dirildi. Ardından gelen o birlik ve beraberlik görüntüleri kimsenin hafızasından kolay kolay silinmeyecektir zaten. Özellikle de hala devam eden direnişte öne çıkan, yaş ortalaması belki en fazla 25 olan 90 kuşağının. Zira onlar, yani bir milettin apolitik addettiği gençliği, bu süreçteki tavrı ve tutumuyla abilerine ve ablalarına büyük dersler verdi.
Taksim Gezi Parkı Direnişi adı altında tüm Türkiye’ye yayılan bir halk ayaklanması tarihe geçti artık. AKP hükümetinin boyalı ve cilalı devrinin sıvaları kabardı, çatladı ve dökülmeye başladı. Artık kolay kolay geri dönüşü yok.
Ne güzel, hep birlikte döküldük yollara, sesimizi çıkardık, şimdi geriye çekilip işlerimize kaldığımız yerden gönül rahatlığıyla devam edebiliriz, değil mi?
Artık Taksim, birilerine rant sağlayacak diye, tasarlandığı gibi kolaylıkla dönüşmeyecek. İstanbullular ve Türkiyeliler şu anda yürürlükte olan ve tüm yeşil alanları yokedeceği besbelli olan yasaların onanmasına izin vermeyecek.
Öyle mi gerçekten? İnanıyor musunuz/muyuz buna? Eğer öyleyse, önce hepimizin, az önce tanımadığım birinin, bugüne kadar ülkemizde olup bitenlerle ilgili haksızlıklara karşı, duyarsızlığını ifade eden Özür Mektubu’nu (altta) okuyup, günah çıkarması/çıkarmamız gerekiyor.
Hepimizin gündelik hayatı ne kadar “yoğun” olursa olsun, bu ülkenini geleceğini ve kaderini etkileyecek tüm kararlarda etkin rol almamız gerekiyor. Birileri nasıl olsa ilgileniyor demeden, tıpkı eylem bittikten sonra, gidip çöpleri toplayan direnişçiler gibi, kendi çöplüğümüzü toplamayı, kirletenlere de itiraz etmeyi bilmemiz gerekiyor, tüm anlam ve açılımlarıyla..
Baktim duzgun bir ozur gelmiyor, ben de son gunlerde hissettiklerimi bilgisayara doktum: goo.gl/GnLxf twitter.com/paracycle/stat…
— Ufuk Kayserilioglu (@paracycle)
Mayıs
2de1 @ Radyo Babylon: Yeni parçalar, yeni albümler…

Patric Catani‘den Blingsanity ve usta müzisyen Gregor Schwellenbach‘ın Kompakt‘ın 20. yılında, aynı şirketin sanatçılarının parçalarından ortaya çıkardığı seçki ve yorumuyla “Gregor Schwellenbach spielt 20 Jahre Kompakt”, 2de1’in ilan ettiği “Haftanın Albümleri“nin baş sıralarında.
Her iki albümden de birer parçanın yer alacağı programda ayrıca CoMa, Dinky, Uffe gibi isimlerin yeni parçalarını da dinleyeceksiniz.
Saat 15.00’da www.radyobabylon.com‘da
Mayıs

Gregor Schwellenbach Kompakt’ın 20. yılında arşivinden seçtiği parçalarla teknoyla klasik müziği birleştirerek nefis bir albüm yapmış. Hikayesini yukarıdaki videoda anlatıyor. Tavsiye ederim..
Mayıs
Haftanın Albümü: Tone Of Arc - The Time Was Right

Tone Of Arc’ın debut albümü bu yıl dinlediğim en iyi albümlerin baş sıralarına yerleşti bile. Uzun süredir bu kadar lezzetli ve heyecan verici bir albüm gelmemişti. Çok başarılı. Önümüzdeki hafta radyoda da geniş yer vereceğim besbelli..
Mayıs
Günün Müziği: Glass Animals - Black Mambo
Mayıs
2de1 Radio Show’da bugün Kalabrese’nin müziği öne çıkıyor

2de1’de bugün İsviçreli yapımcı Sascha Winkler aka Kalabrese öne çıkıyor. Organik parçaları ve remiksleriyle ünlü Zürihli yapımcının geçtiğimiz ay çıkan “Independent Dancer” isimli albümünden çok sayıda parçanın yer aldığı programda Winkler’in müziğine hayran kalacaksınız. Minimal, house, hip hop ve funk arasında bir yerlerde gezinen sanatçı, Stattmusik, Perlon veya Sonar Kollektiv label’larından çıkan parçaları haricinde, Dachkantine’deki efsane setleri ve Zukunft’daki Dosci perşembeleriyle de nam salmış bir isim…
Saat 15.00’da www.radyobabylon.com‘da
Mar
2de1 Radio Show @ Radyo Babylon 26.03.2013




